Componenta mı daha yerliydi Döktaş mı?

Son yılların en sihirli kelimeleri şüphesiz ki yerli ve milli kelimeleridir.

Siyasetin seyrini bile değiştiren bu iki kelimenin halk nezdinde ki değeri de her geçen gün artıyor.

Şimdi gelelim bu iki kelimenin ilçemizdeki dünya devi döküm fabrikası Döktaş için ne mana ifade ettiklerine.

Döktaş millidir, milli kalmalı…

Döktaş yereldir, yerel kalmalı…

Yıllardır biz onun filtresiz bacalarının çilesini, göl koruma bandında ki toprakla ilişkisini ve toprağın halini görmezden gelip çekiyorsak Döktaş’ta Orhangazi’ye sırt dönmemeli.

Orhangazi’de kazanıyorsa, kazandığını da Orhangazililerle bölüşmeli, Orhangazi esnafı ile paylaşmalı…

Döktaş ile ilgili yazı kaleme alırken üç ayrı dönemde Döktaş demek daha doğru olacağı kanaatindeyim.

Kuruluş itibariyle Koç Grubuna ait Döktaş gerçek manada milli ve yerliydi. O kadar yerliydi ki ilçenin kültüründen sporuna kadar her alanda yerini alır, hesaplarını bile bankaların Orhangazi’deki şubelerinde tutan bir anlayışa sahipti. Fotokopi kağıdını bile Orhangazi’den alan Döktaş için yerli kelimesi tam oturuyordu.

Sonra 2008 krizinin de etkisiyle yabancı sermayeye satılan döktaş, adını bile değiştirmiş Componenta AŞ olmuştu.

Buna rağmen bu yerli olmaya devam eden Componenta, birçok alış verişini de ticaretini de velhasıl  tüm çalışmalarını Orhangazi’den yapmaya devam etti.

Ve ardından Yeşilçam’a taş çıkaran bir senaryo ile yeni bir dönem filmi vizyona girdi Componenta’da!

Ne mi oldu bu filmde?

Yönetimsel operasyonların da etkisiyle iflasın eşiğine gelen (getirilen) Componenta, yeniden milli! sermayenin eline geçti.

Belki kağıt üzerinde de olsa milli olan Döktaş, bu kez de yerli olamadı.

Sihirli bir elin Döktaş’ın yeni yönetimine el atmasıyla Döktaş’ın cürufu, pisliği, zehrini v.s. Orhangazi’ye reva görürken…

Sözde kağıt üzerinde Yerli kalırken fotokopi kağıdını bile Yalovalı esnaflar karşılar oldular.

Neredeyse Orhangazi’den alış veriş yapmamak üzere yemin etmiş görüntüsü veren Döktaş, yerli ve milli olamazsa yakında bir sermaye değişimine daha gidebilir.

Sibel Binici ablamızı severim sayarım ancak bu sürecin kendisine de zarar verdiği kanaatindeyim.

Orhangazi ile bütünleşen Sayin Binici’yi de zora sokan durumlar bu yaşananlar…

Bizden söylemesi Döktaş’ın birçok zararına başta sayın Sibel Binici Hanımefendi olmak üzere alış verişini Orhangazi’den yapma eğiliminde olan yöneticilerin hatırına kamuoyu tepki göstermiyordu.

Artık kimsenin anlayış göstereceğini zannetmiyorum.

İşçisini bile dışarıdan getiren anlayış, fotokopi kağıdını daha yüksek fatura kesiyor diye dışarıdan almaya devam etmesi telafisi imkansız sorunlara davetiye çıkarıyor.

Benden hatırlatması.

Görünen köye kılavuz gerekmez.

Sahi bu ilçedeki esnaflar Döktaş’ın zehirli cürufunu mu yiyecek?