Dünün Tosuncuk sevdalıları, paralel düşmanı olmuş

Yıllar önce Fethullah Gülen’in o zamanki Papa’ya ‘Muhterem Papa Cenapları’ diye başlayarak yazdığı o mektubu bütün okurlarımız hatırlayacaklardır.

Sık sık gazetemizde bu yapılan cürete ve köşelerimde papaz mektubuna sık sık yer vermiş, mektuptaki ifadelerin niye yanlış olduğunu ayrıntılı bir şekilde Kur’an’dan ve hadislerden delilleri ile açıklamıştık.

Orhangazi’de dün biz bunların gerçek yüzlerini anlatırken birileri de Orhangazi’de öz tosuncuk bağışlama yarışında idi.

Bu malum yapının ne olduğunu gerçek yüzünü anlatmaya çalıştığımızda dünün paralelleri, bugünün dikeyleri bugün bizden daha fazla bu malum yapıya düşman oldular.

Ama arada bir fark var…

Biz 17 Aralıklardan çok önce sadece Allah rızası için bu yapının devlete düşman olduğunu büyüklerimizin himmet ile dilimizin döndüğünce anlatmaya çalıştık.

Şimdi Orhangazi’de bu malum yapıya düşman olan bazı zatlar tosuncuk bağışlama ve himmet toplantılarında birbirleri ile yarışırken bizlerin yazdığı yazılardan rahatsız olup ipimizi çekme derdine düşmüşlerdi.

Bunu yaparken ne yazık ki şimdi birden bire paralele düşman olan Orhangazili bazı gazeteci arkadaşlarımızı da kullandılar.

Ama çok şükür zaman bizi haklı çıkardı.

Varın şimdi siz günahlarınızla baş başa kalın ve şuan neden bu yapıya karşı olduğunuzu aynaya bakarak düşünün.

Aynanız yoksa tanıdığımız dostlarımız var sizin adınıza sipariş veririz.

Tabi sizler yüzünüze bakıp tükürmek içinden gelmeyecekse…

Ne olacak canım düne kadar tosuncuk bağışlama derdine düşenler sizin için bir hediye de verirler.

Ne dileyim umarız bu düşüncelerinde şuan samimidirler.

Yani değerli Orhangazililer…

Bizim burada eleştirdiğimiz kesinlikle taraflar ya da kişiler değildir, yapılan yanlıştır. Allah (c.c.) Kur’an’da bize Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmememizi söylüyor.

Peygamber Efendimizin (s.a.a.) Ehl-i Kitaba benzememek için tırnaklarını bile sırayla kesmeyecek kadar ince bir hassasiyet gösterdiğini hepimiz biliyoruz.

Kendisinin Ehl-i Kitapla ilişkilerinde her zaman önce onları İslam’a davet ettiğini biliyoruz. Necran Hıristiyanlarına, “Sizinle bir olamayız, çünkü siz haç’a tapıyorsunuz, ‘İsa Allah’ın oğludur’ diyorsunuz ve domuz eti yiyorsunuz” diyerek onlarla farkımızı nasıl ortaya koyduğunu da biliyoruz.

Bütün bu ölçüler önümüzde dururken, Allah’ın bizi dost kılmadığı, Peygamberin mesafesini koyduğu insanlarla şimdi siz nasıl olur da dost olursunuz?

Dost olmanın da ötesinde onların menfaatleri için çalışır, bir de abartılı iltifatlarla önlerinde el pençe divan durursunuz?

Şimdi de bizden çok mağdur edebiyatı yapıyorsunuz.

Edep yahu!

Zaman zaman kişiler, şahıslar ve elbette Ülkeler arası ilişkiler, ticari anlaşmalar her zaman olacaktır ve bu ilişkiler esnasında yetkililerin tavır ve davranışlarındaki ölçü de bellidir.

Bu çizgiyi kim aşarsa aşsın yanlıştır.

Kur’an’a ve Sünnete olduğu gibi devlet adabına da aykırıdır.

Bunu doğru bulanların neye hizmet ettiklerini acilen bir daha sorgulamaları gerekir.

01 ‎Mayıs ‎2016