ESNAF ODASINDA TURGAY DURMUŞ’LA GELEN BAŞARI

Manav oldum elma armut tez çürür

Cambaz oldum ip üstünde kim yürür

Kasap oldum her gün gözüm kan görür

Yüreğim bayıldı kana bakarken…

Sarraf oldum sayamadım parayı

Dülger oldum yapamadım sarayı

Hallaç oldum elime aldım yayı

Kirişim kırıldı pamuk atarken…

Aşık Kâmili’nin Esnaf Destanı isimli türküsünden bu dizeler.

Zaten şiirin sonunda “Ben bu sanatları bir bir dolaştım/Tekrar gelip şairliğe bulaştım…” demektedir Kâmili.

Oldukça uzun olan şiir, esnaflığın her babayiğidin harcı olmadığını pek güzel bir dille anlatır.

Çünkü esnaflık, sanatın, ticaretin ve mesleğin, olgun kişilik, güzel ahlak ve doğrulukla yoğrulduğu bir gelenektir.

Fatih Sultan Mehmet’in, “Ben siftah yaptım diğerini de komşumdan alın!” diyen esnafı gördüğünde “Ben bu halk ile değil İstanbul’u, dünyayı fethederim!” sözünün, ne demek istediğimizi daha iyi anlatacağını düşünüyoruz.

Esnaflığın geçmişi, yüzyıllar boyu toplumumuzun sosyal ve ekonomik omurgasını oluşturan bir örgütlenme şekli olan Ahilik’e dayanıyor.

Ahi Birliklerinde, bir gencin meslek hayatının ilk kademesi “Yamaklık”tı.

Yamaklık, 10 yaşına kadar olan çocukların, ustaya bir sanat öğrenmek maksadıyla verilmesiyle başlar, 2 yıl sürerdi. Sonrasında çıraklık, kalfalık ve ustalık aşamalarından geçilirdi.

Gerçekten de hemen bir köşe başında dükkan açmakla esnaf olunmuyor; öncelikle mesleğin inceliklerini bileceksin, eğitimini alacaksın.

Ama başka incelikleri de vardır esnaflığın.

Örneğin, bir dükkana girdiğinizde genellikle önce çay-kahve ikram edilir. Bazen içmek istemezsiniz çünkü alışveriş yapmak zorunda hissedersiniz kendinizi. Ama çay-kahve ikramının asıl amacı sizi alışverişe zorlamak değildir aslında.

Usta esnaf o kısa sürede sizi tartar ve ne istediğinizi, ne kadarlık bir mal istediğinizi hemen anlar ve önünüze ona göre seçenekler sunar.

Diğer yandan Ziya Gökalp’in bir şiirinde de esnafların toplum içindeki fonksiyonlarına ve önemine işaret etmektedir.

Biz esnaf takımı severiz işi

Çalışır yaşarız erkek ve dişi

Aramızda yoktur tembel bir kişi

Milletin özüyüz burhanımız var

Evet böylesine kutsal bir mesleğin günümüz yapılanması ve teşkilatından yani Orhangazi Muhtelif Esnaf ve Sanatkarlar Odasından bahsedeceğiz bu yazımızda sizlere.

Yarım asrı deviren 61 yıllık dev bir çınar adeta Orhangazi Muhtelif Esnaf ve Sanatkarlar Odası…

18.Temmuz 1958 tarihinde ilk olarak Ağaç ve Benzerleri Derneği adı ile kurulan Orhangazi Muhtelif Esnaf ve Sanatkarlar Odası o günden bu güne kadar;

Hayri Çoklar

Emin Destereci

Mehmet Burhanettin Ülker

Ramazan Durmuş

İsmail Hakkı Gürsoy

Hasan Taşdelen

Hamdi Özgül

Sami Aktaş

Yahya Safran

ve Turgay Durmuş’u başkan olarak ağırladı.

Geçmişten bu güne Orhangazi’de bazı rakamlara baktığımızda ise esnaf ve sanatkarlık alanında gelişimi daha iyi görebiliyoruz. Burada da en büyük kaynaklar şüphesiz salnameler olmakta.

Örneğin;

1892 yılına ait Hudavendigâr Vilâyeti Salnâmesi’nde sonradan ismi Orhangazi olan Pazarköy için 4.407 ev, 25 han, 17 hamam, 15 cami, 8 kilise ve 20 yağhane olduğu belirtiliyor.

1906 yılı Hudavendigâr Vilâyeti Salnâmesi’nde ise 6.916 ev, 17 cami, 28 okul, 8 kilise, 21 han ve 29 hamam, 50 yağhane, 3 eczane olduğu belirtilmektedir.

1927 Salnamesine baktığımızda ise Kurtuluş Savaşı sonrası adeta yerle bir edilen bir Orhangazi karşımıza çıkmakta. Yunan ve Ermeni çetelerinin taş üstünde taş bırakmadığı Orhangazi’de şehir yeniden inşa edilmiş ve devlet eli ile kurtuluştan beri 800 ev, 1 han, 1 otel, 5 kahve, 2 fırın, 35 dükkân, 1 belediye dairesi, 8 belediye akarı olarak ev ve dükkân; ve 15 su değirmeni, 2 motarlu un fabrikası, 15 zeytinyağı değirmeni, 8 okul, 10 cami inşa edildiği belirtilmektedir.

Yeni yapılan ve açılanlar dışında ilçe genel toplamına bakıldığında ise Orhangazi’de;

79 Bakkal, 40 tütüncü, 20 kasap, 20 manav, 35 kahveci, 10 manifaturacı, 10 fırıncı, 10 köfteci, 50 berber, 100 dülger ve sıvacı, 10 demirci, 20 tenekeci, 3 tüfekçi, 15 kunduracı, 7 semerci, 4 sobacı ve 5 arabacı olduğu bilgilerine yer verilmektedir.

Örneğin 1927 yılında yayımlanan Güney Marmara Havzası Bursa Coğrafyası kitabında Orhangazi’de her hafta Pazartesi günleri bütün mal ve ürünlerin alışverişi için Pazar kurulduğu belirtilmektedir.

Yakın tarihe baktığımızda ise mesela 1973 yılında Orhangazi Esnaf Odasının birçok meslek dalında 380 üyesi bulunmakta.

Oda, 18 Temmuz 1958 tarihinde kurulmuş. O zamanki adı, Ağaç İşleri Derneği. Bugüne kadar 10 başkan gören Odanın kurucusu, ayakkabı imalatçısı Hayri Çoklar’dır.

17.07.1964 tarihinde kabul edilen ve daha sonra 1983, 1985, 1991,1997 ve 2005 yıllarında tadile uğrayan 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’na göre 1966 yılında gerekli statü değişikliklerini yapan Orhangazi Esnaf ve Sanatkarlar Odası, tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde bir kuruluştur.

Orhangazi Muhtelif Esnaf ve Sanatkarlar Odası, kökleri 13.  yüzyıla uzanan Ahilik Kültürü, ahlak ve geleneklerine uygun bir şekilde meslek üyelerinin birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü, güveni ve sağduyuyu günümüzde de hakim kılmak, esnaf ve sanat sahipleriyle bunların yanlarında çalışanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlerine uygun olarak gelişmesini sağlamak amacıyla kurulmuştur.

Hayri Çoklar, Odanın ilk başkanı olmanın yanında hem Kore Gazisi hem de 1973-77 yılları arasında Orhangazi Belediye Başkanlığı yapmış bir isim.

İlk başkan Hayri Çoklar’a; “Sizin zamanınızda Orhangazi’de esnaf çok muydu?” diye soruyoruz. Cevabı; “1958 yılıydı ve tabii o zamana göre fena sayılmayacak sayıda esnaf vardı. Hatırladığım kadarıyla 500’e yakın üyemiz vardı, nüfus da o yıllarda 6 bin civarıydı.” oluyor.

O dönem ayakkabı imalatçısı olan Çoklar, Odanın kuruluş hikayesini şöyle anlatıyor:

“Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Birliği yeni kurulmuştu. Birlik kendine üye arıyordu. Ama üye sayısını arttırmak için ilçeleri teşkilatlandırması gerekiyordu. Biz o zamanlar bu konularda pek bilinçli değildik. Birlik yöneticileri birkaç sefer Orhangazi’ye geldiler.  ‘Hayri Bey, biz Bursa vilayetindeki bütün ilçeleri kendimize bağlamak istiyoruz.’ dediler. O yıllar yokluk yılları; öyle ki bir nalbandın mıhı dahi yok. O yıl derneği kurduk. Sonra ihtiyaçlarımız tespit edildi. Her ithal edilen maldan haber verirlerdi ve biz üye sayısına göre alır, arkadaşlara dağıtırdık. Yani amacımız, ithalat kanalıyla gelen malzemeden istifade etmekti.”

“Belediye başkanlığına aday olunca başkanlığı Emin Destereci’ye bıraktım. 2. Başkandı; o da değerli bir sanatkârdı. Rahmetli oldu.”

Altıncı Başkan Hasan Taşdelen, 1978’de aday olduğu seçimleri kazanarak Başkanlığa gelmiş. “O yıllarda şimdiki kadar çok sayıda üyemiz yoktu” diyor. Dernekte çalışan personel de yokmuş o yıllarda. Her işi kendilerinin yaptığı bir dönemde 10 yıl başkanlık yapmış Taşdelen.

Oda, 1997 yılına kadar Şoförler ve Otomobilciler Odası ile ortak olunan tek katlı binada hizmet vermiş. Faaliyet gösterdikleri şimdiki binanın, 1999 yılında  Rahmetli Sami Aktaş’ın Başkanlığı döneminde hizmete girdi.

1986’DAN SONRA ODA OLDU

1984-86 arasında Başkanlık yapan Hamdi Özgül, “dernek başkanı olarak en son ben görev yaptım” diyor. “Bizden sonra Odaya dönüştü burası.”

O yılları şu sözlerle anlatıyor: “Dernek olduğumuz için işler daha zor yürüyordu ve vergi dairesi, belediye gibi yerlerde fazla söz hakkımız yoktu. Sadece bize danışırlardı ama sözümüz geçmiyordu. Benden sonra Oda oldu ve yetkiler arttı, daha bağımsız oldu. Biz, eski arkadaşlar gibi yokluk görmedik ama bizim mücadelemizde esnafın bazı haklarını savunmak şeklinde oluyordu. O yıllarda fiyatları belediyeler belirliyordu. Lokantaların, berberlerin, fırınların, kahvecilerin fiyatları bizden geçiyordu. Esnafın derecelendirilmesini vergi dairesi ile beraber yapardık. Fakat burada mağdur duruma hep biz düşerdik, esnafla biz yüz yüze olduğumuz için de hep zor durumda kalırdık. Örneğin, fiyat listeleri bizden geçiyordu ama biz bunu belediyenin onayı ile yapmak durumundaydık. Mesela, tıraş fiyatı 5 lira belirleniyordu, biz bunu hatırla gönülle 6 liraya çıkartabiliyorduk ama 7,5 lira olmuyordu bu.”

Sami Aktaş’ın uzun süren Başkanlığı ise Yahya Safran’ın adaylığına kadar devam etti. Yahya Safran, 1984 yılında Dernek Kâtibi olarak Odada görev yapmaya başladı ve 2002 yılında seçimlere esnaf olarak girerek 16 yıl süren başkanlık görevinde bulundu.

Safran, Genel Sekreter olarak iki yıl Hasan Taşdelen, iki yıl Hamdi Özgül ve 14 yıl başkanlık yapan Bayan Kuaförü Sami Aktaş ile çalışmış. 2000 Temmuzunda emekli olan Safran, bir yıl daha Odada çalıştıktan sonra ayrılmış. Ancak 20 Ocak 2002’de üç adaylı Oda Başkanlığı seçimlerinde aday olmuş ve Başkan olarak Odaya geri döndü ve 16 yıl boyunca Turgay Durmuş’a kongrede kaybedene kadar görev yaptı.

VE BAYRAĞI TAŞIMA SIRASI TURGAY DURMUŞ’TA

Orhangazi’nin köklü ailelerinden olan ve belediye eski başkanı Şevket Durmuş ile THK eski Başkanı Zekeriya Durmuş’un Ve odanın 4. Başkanı Ramadan Durmuş’un  yeğeni olan Turgay Durmuş, uzun zamandan bu yana ilçemizde pazarcı esnafı olarak hizmet eden genç ver girişken bir isim. Orhangazi’de Pazarcılar Derneği Başkanlığı ile başlayan süreçte büyük işlere imza atması ile bilinen Turgay Durmuş,  4 Mart 2018 tarihinde ki olağan kongrede 16 yıllık Başkan Yahya Safran’a karşı büyük farkla seçimi kazanan isim oldu. Kaderin garip cilvesidir ki Safran’da kazandığı kongrede 16 yıllık Başkan Sami Aktaş’ın yerine gelmiş ve kendisinin de görev süresi 16 yıl oldu…

ÖNCELİĞİMİZ HER ZAMAN ESNAF

Genç yaşta göreve gelen ve ailesinden gelen liderlik özelliği ile Turgay Durmuş, önceliklerini esnafın sorunlarının çözümüne adayan bir isim oldu. Öyle ki kısa sürede odada gerçekleştirdiği çalışmalarla Orhangazi esnafının adeta can simidi haline geldi. Deneyimli ve profesyonel kadrosu ile Orhangazi Esnafına hizmet eden Esnaf Odası birçok yeni projeye de imza attı bir yıllık kısa sürede.

Örneğin, güçlendirilen oda personel sayısı ile esnafın tüm muhasebe işlemleri özellikle basit usulde yer alan esnaflarımızın ihtiyaçları başka bir yere gitmeye gerek kalmadan giderilmeye başlandı.

Yine aynı şekilde Başkan Turgay Durmuş, çalışmaları; “Biz Esnaf ve Sanatkarlarımızın sorunlarını belirli bir çerçeve ile sınırlı tutmadan her türlü istek, sorun ve şikayetlerine açık bir yönetim olarak cevap vermekte ve çözüm yolları aramaktayız. Bu konuda herkes bilir ki Başkanlığımızın kapısı her daim herkese ayırım gözetmeksizin açıktır. Biz kapalı kapılar arkasında hiçbir zaman iş yapmayı tercih etmedik. Kapımızda, telefonumuzda 24 saat açıktır” diye ifade etmektedir.

Özetle Turgay Başkan ve ekibi geçmişten aldıkları güç hedeflerini esnaf için düşündüklerini hayallerini şimdi oda başkanlığı ile hayata geçirmek istiyor.