Gün Kerbela’yı doğru okuma zamanıdır

Bugün İmam Hüseyin’in şehit edildiği gün…

İmam Hüseyin, Hz. Fatıma ile Hz. Ali’nin ikinci evladıdır.

“İmam Hüseyin kimdir?” sorusuna Resulullah’ın hadisi ile cevap verelim: “Selman-ı Farisi şöyle anlatıyor:

Allah Resulünün Hüseyin’i dizlerinin üzerine oturttuğunu gördüm, onu öpüyor ve şöyle buyuruyordu:

Sen büyüksün, büyük birinin oğlusun ve büyük insanların babasısın. Sen imamsın ve bir imamın oğlu, imamların babasısın. Sen Allah’ın hüccetisin ve Allah’ın hüccetinin oğlu ve Allah’ın hüccetlerinin babasısın ki, bunlar 9 kişidir ve onların sonuncusu kaimi mehdi olacaktır.” (Maktel-i Harezmi, c.1, sayfa 146)

Hz. Peygamber’in, cennet gençlerinin efendisi dediği bu büyük imam şehit edilmiştir.

Ceddi (Dedesi) Resulullah onun şehadeti hakkında şöyle buyurur: “Cebrail bana Fırat Nehri’nin kenarında bulunan Kerbela denen yerde oğlum Hüseyin’in öleceğinden haber verdi. Yezid denen şahıs onu öldürecektir. Orada bedeninin defnedildiğini; başının armağan olarak götürüldüğünü görüyorum. Allah’a and olsun ki, Allah oğlum Hüseyin’in başını görüp de sevineni nifaka düçar eder.”

On Muharrem günü Hz. Hüseyin’in yasını tutarken, O’nun verdiği büyük şecaat örneğini de hatırlamaktayız.

Hilafet Hz. Ali’nin hakkıdır ve ondan alınmıştır.

Hilafet Hz. Hüseyin’in hakkı iken, Yezid tarafından gasp edilmiştir.

İmam Hüseyin’in Yezid’e karşı kıyam etmesi, hakkı olan hilafetin hak etmeyen biri tarafından gasp edilmesi nedeniyledir.

İmam Hüseyin’in kıyamı, haksız olarak halifelik iddiasında bulunana karşılık yapılan ilk kıyamdır.

Hilafetin, Hz. Ali’nin ve onun evlatlarının olduğuyla ilgili Resulullah’tan bize ulaşan pek çok hadis vardır.

Gadir-i Hum’da Hz. Peygamber şöyle buyurmuştu: “Ali, Allah tarafından tayin edilen imamdır.”

“Benden sonra Ali, Allah’ın emri ile sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulü ile görüşeceğiniz güne kadar O’nun evlatlarından olan benim neslimin hakkıdır.”

“Ey insanlar ben hilafet emirini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum.”

Hz. Peygamberin hadislerinde kendinden sonraki halifeyi tayin etmesi, İslam’da halifenin seçim usulünü işaret etmek içindir.

Halife seçimi demokratik yolla olmaz.

İslam dininde halife, Allah ve Resulü tarafından seçilir, nasbedilir.

Sizin seçtiğiniz kişi nasıl olur da sizi Allah’a taşır.

Gadir-i Hum Hutbesi’nde Hz. Peygamber, İmam Ali’nin halife olmasını Allah’ın emri ile ilan ettiğini belirterek, İslam dininde halifenin seçiminin nasb ile olduğunu buyurmuştur.

Gadir-i Hum Hutbesi, Maide Suresi’nin 67. ayetinin nazil olmasından sonra irad edilmiştir.

Maide 67’de Cenab-ı Hak, “Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, o takdirde onun risaletini tebliğ etmemiş gibi olursun” buyuruyor.

Hilafeti gasp eden ve sulta yoluyla ele geçiren Yezid’in hak olan imamı, Hz. Hüseyin’i şehit ettirmesi izahı mümkün olmayan büyük bir cinayet, katliam ve soykırımdır.

Kuran-ı Kerim’de Nisa suresi 93. ayette “Kim bir mümini kasten öldürürse, onun cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır” denilmektedir.

Bu manada ayetler ve hadisler pek çoktur.

Sıradan bir insanı haksız yere öldüren ebedi cehennemi hak ederken, hilafeti gasp ederek Hz. Hüseyin’i şehit eden Yezid’in akıbetinin ne büyük bir hüsran olduğunu anlamamız gerekir.

Sünnilik adı altında bazı yorumlarla onu temize çıkarmaya çalışanlar, baştan beri İslam’ın canlı örneği olan Ehl-i Beyt’i düşman olarak kabul eden gafillerdir.

İslam’da tek yol vardır, o da Ehl-i Beyt yoludur.

Yüzlerce ayet ve hadisle belirtilen bu yolun inkârı mutlak küfürdür.

Sen hem ayet ve hadisi inkâr edeceksin; hem hilafeti gasp edeceksin, hem de Hz. Hüseyin’i şehit edeceksin.

Bu bir soykırımdır, büyük bir katliamdır.

Bir takım sapık görüşlerle hakikatleri örtüp bu katilleri kurtarmaya çalışanlar bilsinler ki, dinin vaizi Allah’tır, burada sizin söz hakkınız yoktur.

Siz bilinmeyen bir şey hakkında görüş beyan etmemekte; kesin hükümlerle beyan edilen ‘hak’kı inkâr ederek küfre girmektesiniz.