HAK’TAN GÖRÜNÜP BATILA HİZMET EDEN İŞBİRLİKÇİLER

Feto’nun pisliğini ilk kez yüreklilikle yazan ilk isimlerden biri olan Cemalettin Aytemür Hoca ilk kez konuştu -6-

Uzun yıllardan bu yana memleketimizin dibine dinamit koyma gayretinde olan ihanet şebekesi FETÖ’nün şüphesiz en fazla gündeme gelen konularından biri okul diye açtığı kamplarda yetiştirdiği ajan ve misyonerlerin yanı sıra yaptığı faaliyetler oldu. İşte bunların bu misyonerlik faaliyetlerine ve ajanlıklarına şahit olan isim Cemalettin Aytemür oldu.

Cemalettin Aytemür, başın Türki Cumhuriyetlerde yaşadıklarını nasıl anlatıyor…

Örneğin 1999 yılında Özbekistan’da Feto’nun 18 okulunda 70 CIA elemanı tespit edilince darbe girişiminde bulundular, çeşitli suikastlar yapmaya yeltendiler. Bunun üzerine daha 1999 yılında Özbekistan’da ki tüm okulları kapatıldı bu ihanet şebekesinin.

Feto’nun ve ihanet şebekesinin yıllarca amacı ülkemiz ve kardeş Türk Devletlerinde Müslümanları Hristyanlaştırma olmuştur. Özellikle Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan’da  durum o dönemlerde gerçekten ciddi boyuttaydı. Kazak nüfusunun 500 bini din değiştirerek resmen Hıristiyan olmuştur.  Kazakistan’da o dönemde artık vaftiz törenleri için salonlar yetmemiş bu törenler stadyumlarda yapılır olmuştu. İngilizce hocaların ve sözde barış hocalarının tamamına yakını misyonerdi. Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan daha mukavim davranmıştır. Bir misyoner kuruluş Kazakistan’da bir yıl içerisinde Hıristiyanlaştırma faaliyetlerinde  sadece şu çalışmaları yaptı: finanse edilen seminer sayısı 904, burs verilen öğrenci sayısı 81343, kaydedilen yeni üye 8276, yetiştirilen papaz yardımcısı 9693’tür.

HAK’TAN GÖRÜNÜP BATIYA HİZMET EDEN İŞBİRLİKÇİLER

Sureti Hak’tan görünen Batının yerli işbirlikçileri yıllardır din adına dinsizlik, milliyet adına milliyetsizlik yaparak aziz milletimizin içine ayrık otları ekme gayesini güdüp bu aziz vatanı parçalamayı amaç edinmişlerdir. Bunu 15 Temmuz kalkışmasında net gördüğümüz gibi hain ve eli kanlı yapı FETÖ’nün faaliyetlerinde de görüldü. Haçlı soyu taşıyan bu soysuz, satılmış, gafil aldatıcı hainlerin tek amacı bir Türk-İslam yurdu olan güzel Anadolu’muzu ele geçirerek “Anatolia” haline getirip Hıristiyan Avrupa’nın bir eyaleti yapmaktır. İşte bunu milletimiz en net biçimde Feto’nun ihanet plan ve faaliyetlerinde görmüştür.

ALLAH’IN ADINI KULLANDI

FETÖ mensupları, Gülen’in Allahü teâlâ ile doğrudan konuştuğuna inandıkları için onun sözlerini bütün insanların sözlerinden üstün tutuyordu. Oysa Allahü teâlâ seçtiği peygamberleri dışında hiç bir beşerle doğrudan konuşmadı.

İstismarcı Gülen, 7 Nisan 1991 tarihinde yaptığı bir vaazında biatten bahsederken,“Elimi elime koydum, şunu benim arkadaşlarımın eli say Ya Resûlullah dedim. O eli tutanlar Allah’ın elini tutmuş sayılırlar. Bu cemaat Allah’ın elini tutmaya niyet etmiş gibidir” demişti… (Prof. Dr. Ahmet Keleş, Gülen’in bir sohbetinde“Gayb” perdesinin açılıp kıyamete kadar nelerin olacağının kendisine gösterildiğini açıklamıştı.

Eski cemaat mensubu Nurettin Veren yıllar sonra Gülen’la ilgili itiraflarında şunları söylüyordu, “O kendisini ‘Kuttul Attab’ diye bir makamda görüyordu. Bu, Peygamberlerin üstünde, Allah’ın altında yeni bir makam…”)

KUR’AN-I KERİMİ YERE ATMIŞTI

3 Haziran 1990’daki vaazında güya heyecanlanıp Kur’an-ı kerimi cemaatin üzerine fırlatmış, ardından hüngür hüngür ağlamıştı.

KUR’AN İSTİSMAR EDİLDİ

Gülen 3 Haziran1990 tarihinde yaptığı bir vaazında güya heyecanlanıp Kur’an-ı kerimi cemaatin üzerine fırlatmış ve bu esnada da “Kur’an’a sahip çıkın! Resûlullah’a sahip çıkın!” diye bağırmıştı.

FETÖ lideri, 31 Mart 1991 tarihinde ‘Kutsilerin Ufku’ konulu vaazında ise, bu kutsilerin Peygamberimiz ve ashabı olduğunu ifade ettikten sonra ahir zamanda‘ikinci kutsiler’ diye bir gruptan bahsetti. ‘Kutsiler’ sözüyle kendi grubuna kutsallık atfeden Gülen, (Ra’d, 13/43) ayette yer alan “Kendilerinde kitap bilgisi olanlar” ifadesini, kendi grubu şeklinde yorumlamıştı.

Gülen’in Hazreti Meryem’e gelen ruhun da (Hâşâ) Hazreti Muhammed olduğunu söyleyecek kadar tahrifte ileri gitmişti… (Fetullah Gülen, cemaat mensuplarına kendisinin ‘Peygamber efendimizden sonra gelen kişi’ olduğuna inandırmıştı.)

KAFASINDAN FETVALAR UYDURDU!

Gülen, takipçilerinin örgütsel bağlılıklarını kesintisiz sürdürmelerini temin için fıkıh ilminde yer alan hükümleri kafasına göre değiştirip tehdit vasıtası haline getirdi.

Vaazlarında farz olan örtünme meselesi ile ilgili şunları söylemişti: “Kadınların başlarını örtmesi iman meselesi ölçüsünde önem arz etmez. Zannediyorum Peygamberliğin 16. ve 17. senesinde Müslüman kadınların başları açıktır. Temel meseleler varken, teferruatla uğraşılmamalı.”

“Kozadan Kelebeğe” adlı eserinin 131. sayfasında ise “Kelime-i Tevhidin ikinci bölümünü yani ‘Muhammed Allah’ın resulüdür’ kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden (söyleyen) kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır.” diyordu. Bu sözleriyle Hristiyan ve Yahudilerin de cennete girebileceklerini ima ediyordu.

Haram olmasına rağmen büyük abiler evlerde kalan kızlara muta nikâhı kıyıyordu.

Akıllara ziyan olan bir başka fetvası da, “Eğer kaçınılmazsa zevk almadan zina dahi yapabilirsiniz” idi.
Gülen, 28 Şubat sürecinde FETÖ mensuplarına tanınmamak için eşlerinin başlarını açmalarını, içki içmelerini ve ‘cuma’ya gitmemelerini istedi.

Beş vakit namaza da el atan FETÖ başı, öyle sapık fetvalara imza attı ki, uygun bir zamanda arka arkaya ya da kalben ima ile kılın, olmadı kaza edin, diyordu.

Oruç konusunda ise ramazan dışında uygun bir zamanda tutulabileceği fetvasını vermişti.

GENÇLERİ KULLANDI

Örgüt, orta öğretim seviyesinden itibaren ülkedeki zeki gençleri, inançlarını, ideallerini, ufuklarını ve hayallerini ya çalarak yahut yanlış yönlendirerek istismar etti, tertemiz duygularını sömürdü.

Sahte tevazu ve yumuşak sözle, gözyaşı ve sözde vaaz ve nasihatle her umut ve özlemi emeline alet edip millet evladından devşirdiklerini gizli maksat, mutlak itaat ve sinsi bir sızma becerisiyle donattı.
İşte Türkiye gazetesinin yaptığı analiz;

Peki yıllarca niye sustunuz?

Fetullah Gülen’in günah galerisi öyle kabarık ki, hangisini sayalım…

Papa’nın elini öptü.

Dinler arası diyalog projesiyle İslamiyet’in altını oydu.

Başörtüsüne ‘furuat’ dedi.

Takiyye için içkiye, zinaya, oruç tutmayı terk etmeye “izin verdi.” Kelime-i Tevhid’deki “Muhammed, Allah’ın resulüdür” kısmı için “Söylenmese de olur”dedi.

Hristiyan ve Yahudilerin de cennete girebileceklerini ima etti.

“Bizzat Peygamber Efendimiz karşıma gelse, bana ‘bırak’ dese, ‘hayır, ben devam edeceğim’ derim” diyecek kadar ileri gitti. Peygamberimizin, Hazreti Meryem’in eşi olduğunu ima etti.

“Cebrail aleyhisselamı çok severim. Hiç görmediğim, tanımadığım bir melek bu (sanki diğerlerini sıkça görmüş gibi!). İşte bu Cebrail aleyhisselam bir parti kursa desteklemeyeceğim” dedi.

Şakirtlerine Hıristiyan gençlerin “gereksiz yere” namaza özendirmeye çalışılmamasını söyledi.
Haçlıları övdü.

Milyonları, İslamiyet’e hizmet ettiği yalanlarıyla kandırdı. Müslümanları istismar ederek küçük bir cemaatten, dünyanın en tehlikeli terör örgütlerinden birini çıkardı.

Gülen, İslamiyet’e büyük darbeler indirirken, Diyanet İşleri Başkanlığı ise uzun süre buna seyirci kaldı. Hatta zaman zaman Gülen’in projelerine hizmet etti. Mesela, bugün FETÖ’cülükten tutuklu bulunan Mümtaz’er Türköne’nin ortaya attığı “Kutlu Doğum” garabetine sıkı sıkıya sarıldı. Peygamberimizin doğum gününün miladi takvime bağlanması alkışlandı.

FETÖ’nün 17 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimleri Diyanet’i de gerçeklerle yüzleştirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Onun sözde eserlerini inceleyin” talimatı üzerine Din İşleri Yüksek Kurulu harekete geçti. Gülen’in kitapları mercek altına alındı.

Diyanet, tahribatı ortaya koyan bir rapor hazırladı. Taslakta, Gülen’in özellikle 1990’larda yazdıklarına atıfta bulunulup “Neredeyse çiğnemediği esas ve hüküm, istismar etmediği değer kalmadığı” ifade edildi. Diyanet, çok geç kalmış bir adımı attı.

26 ‎Ekim ‎2016