MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI

Nazım Hikmet’in meşhur şiirinin başlığıdır bu muhteşem dizeler.

Birkaç iş gereği Antalya’da kaldığım dönemlerde olan izlenimleri paylaşmak isterim sizlerle. Tam da Nazım Ustanın dediği gibi memleketimden insan manzaraları vardı Antalya’ya da.

Orhangazili dostumuz adaşım Muharrem abi ve Burcu kardeşimle Antalya merkezde bulunan Sever Pansiyonda akşam serininde sık sık oturur sohbet ederdik. Hem güncel meseleler, hem görüp şahit olduklarımız hem memleket hasreti dindirirdik biraz.

Burada sohbet ettiğimiz süre zarfında akşamları onlarca insan öyküsüne şahit olduk.

Hangi birini anlatayım diye düşünüyorum gerçekten. Ama her bir öykü toplumun nereye geldiğini gösterirken sadece bizlerin şahit olduklarını görebildim diyebilirim sizlere.

Örneğin 19 yaşında ki Elanur. Ailesinin koyduğu ismi taşımak istemediği için bu takma adı kullanmaya başlamış. Düzceli aslen, genç yaşta bir evlilik yapıyor ve gördüğü şiddet ile baskı neticesinde hem ailesi hem de eşinden kaçarak Antalya’ya sığınıyor. Gözleri açılmıyor Elanur’un, kısıktan dahi beter. Ne bu halin diye sorduğumuzda; “Unutmak istiyorum abi. Uyku hapı içiyorum uyuyup unutmak için” diye cevap veriyor. Tabi bu süre zarfında kendine bir erkek arkadaşta bulmuş, varın anlayın siz gerisini…

Diğer bir hayat öyküsü ise kendine Kelebek adını veren 21 yaşında ki başka bir kızımıza ait. Ailesi tarafından terk edilen, yetiştirme yurdunda büyüyüp 18 yaşını doldurunca kendini sokakta bulan kızımız. Fiziksel rahatsızlıkları olsa bile onuru ve şerefi ile hayat mücadelesini kimi gün kumpircide, kimi gün emlakçıda, kimi zaman kafede çalışarak ayakta durmaya çalışıyor. Kazandığı para ile kimi zaman karnını dahi doyuramıyor otel parasını ödeyebilmek adına hem de harcamamak adına parasını çok uzun mesafelere ayakları parçalansa da yürüyerek gidiyor. Tabi onun aç kalmasına ne adaşım Muharrem abi ne de Burcu kardeşim zaten müsaade etmeyip sahip çıkıyorlar.

Akrepler görüp yerlerde yuvarlanan 21 yaşında ki Kübra ise sanırım gördüğümüz en acı tablo idi. Eroin çekip kendinden geçiyor, ayılıp ayakta kalabilmek içinde kimyasal uyuşturucu madde kullanıyor. Her tarafı madde kullanmaktan kararmış ve yolda düz yürüyecek hali kalmayan bir kızımız. Her gün odasına gittiğinde ise yerlerde yuvarlanarak; “Odayı akrepler bastı. Her yerde geziyorlar, üzerime geliyorlar” diye sayıklayarak halüsinasyonlar görüyor. Hem de üzerini başını yırtarcasına parçalayarak yerlerde sürünmesine ne aklı ne yardım etmek isteyenler engel olabiliyor.

30 yaşında ki Mami ise kendi tabiri ile; “4 kez evlendim ondan sonra beyefendi oldum” diyerek anlatıyor. Başından 4 talihsiz evlilik ve bir çocuk sahibi. Çocuğunun psikolojisi etkilenmesin diye kızı ile görüşmüyor. Daha 20’li yaşlarda beyefendi olarak önce Afyon ardından da Antalya’da çalışmaya başladığını anlatıyor ve sabit 20 bayanla beyefendi olarak çalıştığını söyleyip yaptığı işten asla pişmanlık duymayıp hayatın kendisini bu hale getirdiğini anlatıyor. Ve anlatıp şahit olduğu nice hikaye daha detaylı şekilde güzel bir öykü ile sizle birlikte olacak.

Ve daha 19 yaşında başka bir kızımız. Aslen Erzurumlu öğretmen bir ailenin çocuğu okumak için Antalya’ya gelmiş. Bu yaşta daha başta alkol olmak üzere birçok kötü alışkanlığın pençesinde ve “İçemeden duramıyorum abi” diyor.

Daha o kadar şahit olduğum hayat hikayesini anlatabilirim ki sizlere dostlar. Ne yazık ki şahit olduğumuz hayat hikayelerinin kahramanları 18-30 yaş arası. Devletin acilen Antalya başta olmak üzere bu sahil beldelerine el atması gerekli. Yoksa kimsenin gelecek nesilden şikâyetçi olmaya hakkı yoktur.

3.Göz Medya’nın uyuşturucu hassasiyetini çok daha iyi anladım

3.Göz Medya Ailesi bünyesinde sizlere seslenmekten ayrı bir onur duyuyorum. Her ne kadar İrfan Beyle çok eski tanış olsak ve de kadim dostluğumuz olsa da kuruma resmi olarak görev yapmak ayrı bir sorumluluk taşıyor. 3.Göz Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği gibi sorumluluğu ağır kutsal bir görevi üstlenirken İrfan abinin söylediği ilk söz “Bu yıl ki yayın Öncelliğimiz uyuşturucu ile bilimsel olarak mücadele etmektir. Tüm ekipçe önceliğinizi ona vererek yayın politikasını belirleyin.” Ne yalan söyleyeyim baştan mana veremedim ve “ Abi önceliğimiz ekonomiyi düzeltmek olması gerekmez mi! Zaten şartlar belli, bu şartlarda bu kadar kaliteli yayın yapmak kolay değil. Önce ekonomik altyapıya ağırlık versek” deyince İrfan abinin net tavrıyla karşılaştık “ asla! Önceliğimiz uyuşturucu ile mücadele olacak. Ekonomik zorluklar nedeniyle gazeteyi basamasak da digital olarak yayın yaparız. Ama bir insanın uyuşturucudan kurtarılması her şeyin üzerindedir” işte bu duruşun ne manaya geldiğini Antalya seyahatinde çok daha iyi kavradım. İyi ki 3.Göz Medya var. İyi ki özgür, duyarlı ve de cesur yayıncılık anlayışının hayat bulduğu bir kurumda sorumluluk almışım.

BÜYÜKERŞEN ve ESKİŞEHİR FARKI

Tüm yurtta olması gereken ve aşk-ı şehirde epeydir var olan uygulama. Eskişehir Terminalinden bahsetmek isterim bu bölümde. Kardeşimin de Eskişehir’de ikamet etmesi nedeni ile sık sık hem Eskişehir’e giderim hem de sık seyahat eden biri olarak Eskişehir terminaline sık uğrarım. Seyahatlerde otobüslerin il ve ilçelerde uğramadıkları otobüs terminalleri yok nerede ise. Orhangazi Terminali hariç tabi. Yol kenarında bırak – al git…  Tek farklı olan Eskişehir Terminalidir. Seyahat eden birisi ne ararsa en uygun ve güvenli fiyatla burada bulabiliyor. Ve en önemlisi bir yolcu için mola verilen yerde tuvalet ihtiyacıdır. Sadece Eskişehir Terminalinde yıllardır ücretsizdir tuvaletler. Hem ücretsiz hem de ücretli tuvaletlerden daha temiz. Umarız Bursa başta olmak üzere tüm kentlere örnek olur.

GAZETE KÜLTÜRÜ

Sık sık seyahat ettiğim için yol izlenimlerini bu hafta sizlerle paylaşmak istedim. En son Antalya’ya gidip gelirken dikkatimi çeken bir konu oldu. hem Bursa’dan giderken hem de Antalya’dan gelirken otobüs hemen hemen her terminale uğrayıp yolcu alıp indirdi. Isparta’dan tutun Burdur, Afyon, Kütahya dahil bunlara. İlçeleri hiç saymıyorum. Bu güzergahta yer alan hemen hemen her ilçe terminaline girdi. Otobüste sıkıldım bir iki gazete alıp okuyayım dedim. Ama ne mümkün. Bırakın gazeteyi kiminde içmeye çay dahi yok. Isparta’da dayanamadım sordum. Gazete alabileceğim bir yer olup olmadığını. Terminalde bulunan görevli kimse okumaz ki o yüzden yok dedi. Ta ki Eskişehir Terminaline gelene kadar gazete bulmanız imkansız. Gazete bir kültür işi gerçekten…

SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ ÜZERİNE

Madde 25 – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

Evet, yukarıda okuduğunuz madde ülkemizde ki her yönetmelik ve genelgeden üstün olan Anayasamızın 25. maddesidir. Ama ne yazık ki ülkemizde bazı uygulamalarda ne yazık ki genelleler yönetmelikler Anayasa maddelerinden üstün tutulmaktadır. Örneğin son çıkartılmak istenen sosyal medya ilke basın düzenlemesinde yer alan bazı maddelerde bunu göstermektedir. Örneğin AK Parti içerisinden de rahatsızlıkların yükseldiği düzenlemede yer alan 29. maddede ki “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ibaresi detayları hem Anayasamızın 25. maddesi hem de Anayasamızın Madde 28 – Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz. (Mülga ikinci fıkra: 3/10/2001-4709/10 md.) Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır” maddesine de aykırıdır. İşte tüm bu maddeler ortada iken yapılan uygulamalar Anayasa ile bağdaşmamaktadır. Hem anayasaya rağmen çıkartılmak istenen maddeler hem de ilçemiz başta olmak üzere ülkemiz genelinde yapılan keyfi uygulamalar ne yazık ki Anayasamıza da aykırıdır.

Basın ve Yayın Hiçbir Sebeple Tahakküm Ve Nüfuza Tabi Tutulamaz…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1923)