MÜŞAVİRLİĞİ YAKIP ONLARCA İNSANI MAĞDUR ETTİLER

Feto’nun pisliğini ilk kez yüreklilikle yazan ilk isimlerden biri olan Cemalettin Aytemür Hoca ilk kez konuştu -4-

Üç gündür devam eden yazı dizimize gösterdiğiniz için teşekkürlerimizi sunuyorum. Elimizden gelip, kalemimizin yettiğince Cemalettin Aytemür Hocanın anlattığı gerçekleri sizlere sunmaya devam ediyoruz. Şüphesiz FETO ile mücadelenin en amansızını Türkî Cumhuriyetlerde veren Cemalettin Hocanın en kritik anı ise Kazakistan Müşavirliğinin yakılıp soyulması olayında oldu.

1999’da Kazakistan’da çalışan Türk öğretmenler en büyük darbeyi yine ihanet çetesi Fetö’den yedi. Burada çalışan öğretmenlerin hak edişleri olan birikimleri güvende olması amacı ile paralarını Müşavirliğin kasasına yatırıyorlar. Ama ne hikmetse o kadar güvenli bir ortamda belirlenemeyen bir nedenden dolayı Müşavirlik kundaklanıyor ve tüm arşiv yok ediliyor. Yangının çıkmasının yanında Müşavirlikte bulunan bilgisayarlar da adeta özel bir işlemle bilgiler kaybolsun diye yok eilirken kimi parçalarında yangın dışında farklı işlemlere maruz kaldığı yine Cemalettin Hoca tarafından belgelenip anlatılıyor.

TAHRİF EDİLMİŞ KUR’AN-I KERİM

Cemalettin Hoca, FETO denilen ihanet şebekesinin en büyük zararlarından birinin de dinimize olduğunun altını çizerek zaman gazetesi aracılığı ile dağıtıkları Kur’an-ı Kerimle de bunu belgelediklerini söylüyor. Tahrif edilmiş kutsal kitabımızın dağıttıkları örneğinin kendisinde de olduğunu söyleyen Aytemür, örgütün yayın organı olan Zaman Gazetesi’nin kuponla verdiği, önemli İslam alimlerinden Elmalılı Hamdi Yazır’a ait Kuran tefsirini değiştirdi.

Zaman Gazetesi, bundan birkaç sene önce son devrin en önemli İslâm âlimlerinden Elmalılı Hamdi Yazır’ın ilk baskısı 1935 ile 1938 arasında dokuz cilt hâlinde Diyanet İşleri Reisliği tarafından yapılan ve daha sonraları defalarca basılan “Hak Dini Kur’an Dili” isimli tefsirini bugünün Türkçesi’ne nakledilmiş olarak yayınlayıp okuyucularına dağıtmıştı… Zaman Gazetesi ilk yayınının üzerinden 70 seneden fazla zaman geçen eserin dilinin eskimiş ve dolayısı ile herkes tarafından rahatça anlaşılamayacağını düşünmüş ve sadeleştirilmiş şeklini okuyucularına dağıtmış ama ne sadeleştirme! Tahrif, Kur’an’ın 16. Suresi olan Nahl’in 43. âyetinde yapılmış…”

Ayetin Diyanet Vakfı’nın yayınladığı meâlde, “Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun” şeklinde verildiğini belirterek “”Elmalılı’nın ‘sadeleştirilmiş’ metninde ise, karşımıza birdenbire ‘Tevrat ve İncil âlimleri’ çıkıyor; meâl ‘(Ey Peygamber!) Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bunu bilmiyorsanız Tevrat ve İncil âlimlerine sorun’ hâlini alıyor. Yani, âyette geçen ve bildiğim kadarıyla tek bir kişinin dışında tefsir âlimlerinin tamamının ‘bilenler’ diye çevirdikleri ‘ehle’z-zikri’ ifadesi, Elmalılı Hamdi Efendi’nin ağzından ‘Tevrat ve İncil âlimleri’ yapılıveriyor! Elmalılı ise asla böyle bir şey demiyor ve aynı âyet, ‘Hak Dini Kur’an Dili’nin geçenlerde tıpkıbasımı yapılan orijinal elyazmasında “Senden evvel de resul olarak başka değil, ancak kendilerine vahy veriyor idiğimiz erler göndermişizdir, ehl-i zikre sorun bilmiyorsanız” şeklinde geçiyor… Meâlin bu şekilde değiştirilmesi ile de birkaç iş birden ediliyor: Kur’an’da ‘neshedildiği’, yani ‘lâğvedildiği’, ‘kaldırıldığı’ defalarca ifade edilmesine rağmen Tevrat ve İncil’in hükmü devam ediyormuş havası verilerek ‘kaldırılmış kitapların âlimlerine müracaat’ tavsiye ediliyor ve hem Kur’an’ın özüne, hem de tefsirin asıl sahibi olan Elmalılı Hamdi Efendi’nin sözüne tamamen ters bir iddiada bulunuluyor” diye yazdı. (Devam Edecek)

24 ‎Ekim ‎2016