Rüştü Hocamın Mahmudiye ziyareti üzerine

Orhangazi’ye 19 kilometre uzaklıkta olan çilek diyarı Mahmudiye namıdiğer Karapınar’dan bahsedeceğim sizlere.

Mahmudiye deyince aklımıza önce çilek geliyor elbette.

Elbette ardından o muhteşem doğası ve son iki yıldır da arı gibi çalışkan muhtarı Veysel Üstün ile o çalışkan insanları geliyor aklımıza.

Bildiğiniz üzere değerli hocam Rüştü Bozkurt’un Orhangazi üzerine güzel bir kitap çalışması başladı değerli ağabeyim Ergün Efendioğlu ve Orhangazi TSO Başkanı Erol Hatırlı’nın da büyük destekleri ile.

Bu maksatla tüm köy ve mahalleleri ziyaret etmekteler.

Birçok köyü ziyaret ettiler, yöre halkı ile görüştüler. Birçoğu ile ilgili değerlendirmeyi hem Rüştü Hocamdan hem de Ergün ve Erol ağabeylerden dinleme fırsatım oldu.

Kendileri en son Mahmudiye Mahallemizi ziyaret ettiler.

Rüştü Bozkurt’un anlattıkları sonrası ortaya koyduğu tespitlerle benimde ilk defa dikkat ettiğim birçok detayın olduğunu gördüm. Çok fazla detaya girmeden sizlere Mahmudiye Mahallesi ve bu ziyaretten tespitlerden bahsetmek istedim. Kaldı ki daha fazla detay çıkacak olan kitapta sizlerle buluşacak.

İsterseniz öncelikle Mahmudiye’den bahsedelim…

1982 yılına kadar Karamürsel’e bağlı olan Mahmudiye tarihi ile ilgili en sağlıklı bilgiyi bizlere Raif Kaplanoğlu Hocam vermekte.

1880’li yıllarda, Bulgaristan’ın Burgaz ilinin Aydos kazasının Dıskotna köyünden gelen göçmenler tarafından kurulmuştur. Eski adı Karapınar’dır. Çok sık ormanların bulunduğu, kara bir gölgeliğin içinde pınarı bulunan bu yere Karapınar adı verilmekteymiş. Rumeli göçmenleri ormandan yararlanmasını bilmediği için, sadece çiftçilik bildiği için, bugün ormanlar tümüyle yok olmuş, çok ufak bir koruluk kalmıştır. En önemli geçim kaynağı çilekçiliktir. 1990 yılında 282, 1997 yılında 300 kişi yaşayan köyde, 1880’li yıllarda gelen Bulgaristan göçmenleri yaşamaktadır. Köyden büyük ölçüde Orhangazi’ye göç olmuştur. Hemen yanındaki Selimiye köyü de, 1994 yılında Mahmudiye köyüne bağlanıp, mahalle olmuştur. Köye iskan olan Yörükler ise II. Mahmut döneminde yerleşmiş. Bu Yörüklere Sekeri Yörükleri denirmiş.

Kendimin derlediği ve araştırdığı daha detaylı bilgiler ve belgeler var. Bunları Mahmudiye ile ilgili yapacağımız çalışmada sizlerle paylaşacağız. Burada kısa bir özet geçelim dedik.

Rüştü Hocamın ziyareti ile dikkatimi en fazla çeken konuların başında göç dengesinin değişimi gelmekte. Örneğin Mahmudiye’de nüfus 70’li yıllarda 400’e ulaşırken 75’ten sonra göç hızlanmış. Rüştü Hoca bunla ilgili tespitinde ise; “Eşi köyde olan ve köyde doğanlar geri dönüyorlar. Eşi o köylü olmayan ve başka yerde doğanlar emekli oldukları zaman da dönmüyorlar. Mahmudiye için elektrifikasyon, radyo ve TV ile dışa açılma göçü tetikliyor” değerlendirmesinde göçün ne derece etkili olduğunu belirtmekte.

Rüştü Hocamın anlattıklarında önemli bir tespiti de sadece Mahmudiye değil toplumumuzun genel manada ki tüketim çılgınlığına da önemli bir saplama ortaya sunuyor.

Rüştü Hocamın “Çocuklar tüketime yakınlaştı. Baba bana bir şey al diyor. Adını bile koymuyor” tespiti ülkemizde ki büyük bir gerçeği ve çağımızın hastalığını da ortaya koymakta ne yazık ki…

Dedik ya yazının başında Mahmudiye deyince ilk akla gelen o gül kokulu muhteşem çilektir diye.

Rüştü Hocamın çilekle ilgili çok önemli değerlendirme ve tespitleri var ama ben sadece iki tanesine değinmek isterim burada.

İlki yaşamımızın olmazsa olmazı elleri öpülesi kadınlar çilek üretiminde de ilk sırada yer almakta.

Rüştü Hocamın ifadeleri ile:

“Kadınlar olmaksızın çilekçilik olmaz. Ya da ileri teknoloji ile iş gücü bağımlılığını azaltmaz…”

İkinci tespit ise bu kadar su sıkıntısına rağmen bu denli kaliteli çileğin üretilmesi.

Eskiden kurak çileği idi. Şimdi ise 7 veren çileğine geçildi ancak çok sayıda suya ihtiyacı var.

Evet…

Rüştü Bozkurt hocamın değerli tespitlerine zaman zaman yer vereceğiz ama su sıkıntısı demişken Mahmudiye denince arı gibi çalışkan muhtarı Veysel Üstün’ün çabasından da bahsetmek gereklidir.

Gölet Mahmudiye’de mezarlığın öbür tarafında olacak inşallah ve köyün  % 85’i sulanacak, sulu tarıma geçecek.

Mahmudiye’nin olduğu yer 527 metre  rakım, suyun çıktığı yer 680 metre, köyün en tepesi 750 metre  rakım.

Yıllık 450-500 ton civarı çilek üretiyor, bu sulama olduktan sonra bu 1500-2000 tona bile çıkabilir ve Mahmudiye için çok önemli sulamalı.

Tarım çok önemli. Örneğin Muhtar Veysel Üstün, tarlama getirebilmek için  20 kilometre öteden su çekti. Bu tabii  Mahmudiyeli için büyük zahmet. Hemen yanı başlarındaki  suyun bu velinimeti  mutlaka Mahmudiyeli için yararlı bir hale getirmek isteniyor.

Gölet çok önemli.      

Mahmudiye Mahallesi için planlanan Sulama Göleti projesi hızlandırılıyor. Daha önce projelendirilen ve etüd çalışmaları yapılan Mahmudiye Mahallesi Sulama Göleti, bakanlığın talimatı ile hızlandırıldı.

Mahmudiye Mahallesi’nde çilek üreticilerinin ve tarım yapan vatandaşların yıllardır beklediği Sulama Göleti’nin sulama yapacağı arazide inceleme yapmak üzere DSİ Bursa Birinci Bölge Müdürlüğü’nden Planlama Şube Müdürü Mustafa Gördeli, teknik ekibi Mahmudiye Mahallesi’ne geldi. Mahmudiye Muhtarı Veysel Üstün ile birlikte mahallede incelemelerde bulunan DSİ Bölge Müdürlüğü ekipleri mahallede göletin yapılacağı alanın yanı sıra, tarımsal sulama yapılacak tüm arazide inceleme gerçekleştirdi.

İşte bu maksatla Muhtar Veysel Üstün tüm girişimlere başlamış durumda.

Elbette sadece gölet değil. Mahmudiye için turizmde çok önemli.

Çünkü…

Gölet ve Turizmde Canlılık Tersine Göçü Başlatır Mahmudiye’de.

Örneğin Mahmudiye’de festival yapılan piknik alanı var. Yazın burası çok doluyor birçok piknikçi geliyor. Bilhassa pazar günü olması çok çok önemli. Çünkü bu festival buralara renk katıyor, değer katıyor. Buradan yer alan İstanbul’dan gelen çok kişi de var ve Osmangazi Köprüsü’nden 45 dakikada İstanbul’dan buraya geliyorlar hafta sonları. Piknik alanının orada 100 dönüm orman var, oraya başvuru Muhtar Veysel Üstün tarafından yapılarak kooperatif olarak alıp orasına piknik alanı, bungolow evler, Midilli adları gibi hizmetler vermeyi, burayı Cumalıkızık gibi tanıtmayı, turizme açmayı düşünüyor.

Bu manada da tabii birçok televizyon programı da geldi burada çekimler yaptılar. Çünkü Mahmudiye seyir tepesinin bu güzelliği herkesin diline destan.

Hatta bazıları kalmak istiyor işte kalınacak yer olmadığını duyunca üzülüyorlar. Piknik alanının oraya et mangal türü gibi işte kahvaltı yapabilecekleri, sonrasında geceleri kalabilecekleri gibi bir tesis açmayı da hedefliyor başarılı Muhtar Veysel Üstün.

Özetle Mahmudiye’de her şey olabilir, işte güzel bir konumu var.

Hem İzmit Körfezi manzarası, hem Osmangazi Köprüsünü de görüyorsunuz, arka tarafta ise İznik Gölü manzarası hem Uludağ manzarası her şey çok güzel.

Havası, oksijen yoğunluğu, başta çilek olmak üzere yapmış oldukları üretimler. Bunun yanı sıra hayata geçirilecek tesisle, turistik açıdan bir turistik köy olmayı turistlere zamanlarını güzel geçirecekleri bir hizmet sunmayı da hedeflemektedir. Bu manada Veysel Muhtarın ekibi ile birlikte çalışmaları devam ediyor, bunlar da artık hayata geçmeye başlamasıyla tersine göçte başlayacak.

Veysel Üstün gibi başarılı muhtarlarımıza destek olalım.

Başarılarından dolayı bir kez daha kutluyorum Veysel ağabeyim…