YURT ARSASINI SATANLAR MI ÇÖZECEK SORUNU?

Hatırlarsınız geçtiğimiz yıl gazetelerde çarşaf çarşaf Döktaş’a yurt binası yaptırmak için pazarlıkların olduğu yazıldı çizildi.

Döktaş öğrenci yurdu yapsın sorun yok bunda.

Ancak…

Neşet Çağlayan’ın döneminde Yeniköy Çallık mevkiinde yurt binası olarak ayrılan yer Bekir Aydın döneminde 03.02.2021 tarihinde ihale ile encümenden satıldı.

Bahsi geçen ihale encümen toplantı odasında yapıldı.

Kim katıldı, kaç kişi katıldı, pazarlıkla mı oldu bilemiyoruz.

Yeniköy Mahallesi 909/1 ada-parselde yer alan ve imar durumunda 3.955,01’lik metrekarelik olarak belirtilen “YURT ALANI”  1.423.804,60 TL muhammen bedel ve 42.714.14 TL geçici teminatla satışı yapıldı beyler.

Hani Orhangazi’de sözde muhalefetin partileri?

Hayırdır sizler açıklamalarınızı ve ilçe gündemini kendi menfaatleriniz doğrultusunda mı oluşturuyorsunuz.

Ve daha garip tarafı işin…

Ama ne hikmetse canlı yayınlanan encümen toplantıları bu satışta canlı yayınlanmadı.

Yoksa şartnamede belirtildiği gibi; “2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 36. maddesi uyarınca Kapalı Teklif Usulü İhale suretiyle” mi yapıldı?

Yoksa pazarlık usulü şartnameye aykırı şekilde mi yapıldı?

Çıkın önce bu ihalenin bantını, görüntülerini yayınlayın!

Şimdi gelelim öğrenci yurduna…

Öğrenci yurdunu satanlar mı öğrencilerin barınma sorununu çözecek!

Karatosun’un ilçe milli eğitime getirdiği bakış açısı maalesef eğitimin tamamına uygulandı ancak görevi bırakmasına rağmen etkileri de silinmiş değil halen.

Okullar kapalıyken laylaylom, okullar açılınca tadilat!!!

Şimdi aynı anlayış ilçe yönetiminin eğitim politikası haline geldi.

Üniversiteler 2 yıl kapalı kaldı. Bu fırsat ne yazık ki değerlendirilip fırsata çevrilemedi.

İlçede üniversite öğrencileri için kalacak hiçbir yer, yurt yok.

Sadece üniversite değil lise öğrenimi için gelen hatta ilçeye staj için gelen öğrencilerde kalacak yurt bulabilmek adına büyük çaba sarf ediyor.

Bu sorunu defalarca gündeme getirdik ama duyan olmadı.

Şimdi üniversiteler yüz yüze eğitime başladılar ama bu kez de ilçeye okumak için gelen öğrencilere bakan yok.

Yalan yere yurt muhabbetleri dönüyor.

İlçemizdeki bir sanayi kuruluşuna yurt rüşveti ( bu bizim değil, bir siyasi parti teşkilatının iddiası) imkânsız olan ruhsat verileceği gündeme geldi.

İyi de beyler kış ortasında yaz meyvesi beklenmez.

Daha dün sayılacak yakın bir zamanda Orhangazi Belediyesi Yeniköy Kampus alanında yurt yeri olarak ayrılan arsayı ihale ile satmadı mı?

Şimdi kim neyin tiyatrosunu oynuyor ki.

Sen yurt yerini sat, kimse de ses çıkarmasın, şimdi yurt sorunu ne olacak diye herkesten çok bağır!

Olacak iş mi bu.

Öğrenciler kayıt yaptırmadan geri dönüyor.

Bu gidişle ilçedeki üniversite bile ilgisizlikten kapatılır ve arsası da binayla birlikte satılır.

Bizden söylemesi.

GARİPLİKLERLE DOLU BİR SİSTEM

Hani derler ya “şeytan taşlamaktan ibadet edemiyoruz” diye. Yaşadıklarımız da sanki bunu andırıyor gibi.

Bizim 3. Göz Medya ekibi olarak tek derdimiz Orhangazi’miz başta olmak üzere bölgemize en iyi şekilde hizmet etmektir.

Kısacası “GAZETECİLİK” neyi gerektiriyorsa onu yapmaktır.

Herkesin bir uzman olduğu alan ve işi yapış tarzı vardır.

Ben örneğin konuşmasını fazla sevmem, dinleyip daha çok yazarak ya da anlatarak ifade etmeyi severim.

İrfan Aydın ise bambaşka bir tarz ve kendine has üslubu ile olaylara yaklaşmaktadır.

Dayanamaz, duramaz İrfan Aydın bir haksızlık karşısında.

Çünkü O’na rahmetli anacığının öğrettiği düstur ve yaşam felsefesi her daim mazlumun yanında olmaktır.

Çünkü bizler “GAZETECİLİK” yapmanın suç olmadığı inancını taşımaktayız.

Tüm yayınlarımızın ve habercilik anlayışımızın da felsefesi budur.

Cevap hakkı olan herkese sayfalarımız ve ekranlarımız açıktır. Yeter ki söyleyecek sözü olan gelsin, buyursun.

Bizim it dalaşı ile işimiz yok. Biz sadece halkımızın bize güvenerek verdiği görevi yerine getirmeye çalışmaktayız.

O yüzden de dedim ya garipliklerle dolu bir ilçe olduk.

Örneğin;

İrfan Aydın bir Gazeteci olarak ilçede bir suçu tespit ediyor, delilleri ile ortaya sunup suç duyurusunda bulunuyor. Ama bir bakıyoruz peşkeşi ve yolsuzluğu ortaya koyan İrfan Aydın, bilgisine başvurulması gereken kişi yerine sanık konumunda oluyor.

Bunun neresi adalettir?

Hangi kitapta ve kanunda yazar bu?

Bizler kimlerin hangi odalarda, hangi pavyon masalarında ne toplantıları yaptığını da çok iyi biliyoruz. Elbet her şeyin yeri ve zamanı vardır. Dedik ya magazin gazetesi yakında sizlerle. İşe magazin gazetesi ile ADALET yerini bulur diye düşünüyoruz.

Siz size verilen talimatların görevi yapın, biz Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve kanunlarına göre halkımızın bizlere tevdi ettiği görevi yapmaya devam edeceğiz.

Çünkü biz biliyoruz ki Oğuz Kağan’dan bu yana çok çakallar çelme takmaya çalışmıştır bu aziz millete. Ama her zaman galip gelen Oğuz Soyu olmuştur ve kıyamete kadar da Oğuz Soyu galip gelip kazanan olacaktır…

NE KAYMAKAMLAR VARMIŞ!!!

Genç Kaymakam, yeni atandığı İlçeye bakmaya gitti.

İlçeyi kendi başına gezdikten sonra, ara sokakta gördüğü çay ocağında, bir bardak çay içeyim diye oturdu.

O anda 12-13 yaşlarında bir çocuk, “amca boyayayım mı?” dedi

Ayakkabısı boyalı olmasına rağmen, çocuğu kırmamak için, “tamam gel boya” dedi.

Bu arada “iyi boyarsan sana istediğin paranın iki katını veririm” deyince, o çocuk:

“Ben hep aynı boyarım” dedi.

Kaymakam, “nasıl yani?” deyince,

– Öğretmenimiz; “çocuklar, ne iş yaparsanız yapın ama herkese AYNI YAPIN. Ayrım yapmayın” diye tembih etti. Ben de bu parayla hasta anneme ilaç alacağım, sana ayrım yaparsam o ilacın annemin hastalığına şifası olmaz.”

Genç Kaymakam, hayatının en iyi dersini almıştı. Ağlamamak için kendini zor tuttu.

Boyacı çocuğa cebindeki en büyük parayı verirken, bir de kartını verdi.

Babası olmayan ve hem okuyan hem de hasta annesine bakmaya çalışan çocuğa ilgilenme sözü verdi.

Çocuğa o dürüstlüğü aşılayan öğretmenini de ziyaret ederek, ilçede görev yaptığı sürece ilgi gösterdi.

Boyacı çocuktan duyduğu “BİZDE HERKES AYNI OLUR” cümlesini meslek hayatında unutmamak ve hep uygulamak için, makamında masasında bulunan isimliğinin arkasına yazdırdı.

Bazen uygulamakta zorlansa da asla taviz vermemeye çalıştı.

“İnsan olmak kuruş ile değil, duruş ile ölçülür.”

YORUMSUZ!!!

2002 ile günümüz enflasyonunu karşılaştıran AK Partili Mehmet Özhaseki, ‘2002’deki asgari ücretle ne alınabiliyordu, bugün ne alınabiliyor? Bugün dört misli daha fazla alınabilir hale geldi’ dedi.

TV Kayseri’de katıldığı bir programda konuşan Özhaseki, “Enflasyon biraz yüksek olabilir. Ekmek 1 lirayken alamıyorsunuz. Ama bugün 5 lira ile çok rahat alabiliyorsunuz. Burada insanların alım gücünün arttırılması kıymetli” ifadelerini kullandı.

Özhaseki, ‘2002’deki asgari ücretle ne alınabiliyordu, bugün ne alınabiliyor? Kaç kilo et alınıyordu, kaç kilo süt alınıyordu, kaç yumurta alınıyordu, kaç litre benzin alınıyordu, şimdi ne kadar alınabiliyor. Bugün üç misli, dört misli daha fazla alınabilir hale geldi’ dedi.